1615'te Venedikli tüccarlar ilk kahve çuvallarını Batı Avrupa'ya getirdiler. (Bu çekirdekleri Osmanlı'nın Venedik kuşatması

Kahve herkesin çok sevdiği o özel içecek bugünlere gelene kadar neler yaşadı? Geçmişten günümüze kahvenin serüveni dört döneme ayrılarak incelenebilir. Kahvenin zaman içindeki yolculuğu göz önüne alındığında belirli dönemlerin, kahve tarihinde oldukça önemli bir yere sahip olduğu gözlemlenir. Belirli zaman aralıkları içerisinde geçen bu dönemlerde kahvenin gidişatını değiştirecek bazı önemli olaylar yaşanmıştır.

KAHVE’DE EFSANELER DÖNEMİ

Meyvelerin dallarından koparılıp, çekirdeklerin harika bir içeceğe dönüşmesi hakkında birbirinden farklı hikayelere yer edinen pek çok farklı efsane vardır. Bu efsanelerin en eskilerinden birisi M.S. 850 civarında Etiyopya’da yaşayan genç bir çoban olan Kaldi’den bahseder. Bu hikaye, çobanın, keçilerinin bir dağ ağacının meyvelerini yedikten sonra daha aktif olduklarını fark etmesiyle başlar. Ardından çobanın arkadaşı keşiş (derviş) bu etkili meyveyi dener, ancak acımsı tadından dolayı o kadar hayal kırıklığına uğrar ki onu gelişigüzel ateşe fırlatır. Kısa süre sonra burun deliklerinden içeriye lezzetli bir aroma dolmaya başlar. Söylentilere göre keşiş o kadar meraklıydı ki, gece yarısı uyanık kalmasına yardımcı olduğu için, kavrulmuş meyveleri Tanrı’dan bir armağan olarak görür ve o meyvelerden ayinlerinde uyanık kalabilmek için içecek yapar ve dergahına ikram eder.

KAHVE VE KEŞİF DÖNEMİ

“Kahve” kelimesinin, etimolojisine bakıldığında eski Arapça “qahwah” dan geldiği gözlemlenmektedir. Kahve içme kültürü ise çok eski zamanlara, 11. yüzyıla kadar uzanır. O zamanlarda kahve, ilk olarak Etiyopya’daki orijinal evinden sonraki durağı olan Arabistan’a ithal edildi. Ardından Persler, bu yeni içeceğin “İslam şarabı” olarak tanınan kahvenin, canlandırıcı etkileriyle büyülendiler çünkü gerçek şarap Müslümanlar için kesinlikle yasaktı. Bu da kahvenin gelişiminde oldukça önemli bir faktördü. 15. yüzyılın ikinci yarısında kahve, Mekke ve Medine üzerinden Arabistan Krallığı’na kadar yayıldı ve 1510’da Kahire’ye ulaştı. 16. yüzyılın ilk yarısında, Osmanlı Krallığında zirvesine ulaştı. Arabistan, Asya, Suriye, Mısır ve Güney Doğu’da giderek daha önemli bir rol oynamaya başladı. Ticari işletmelerin ve sosyal alanların doğuşu başladı. Avrupa’da ilk kahvehaneler 1530 ve 1532’de Şam ve Halep’te açıldı.

KAHVE’NİN AVRUPA FETHİ

1615’te Venedikli tüccarlar ilk kahve çuvallarını Batı Avrupa’ya getirdiler. (Bu çekirdekleri Osmanlı’nın Venedik kuşatması sırasında Türk askerlerinden elde ettiler.) Kahvenin lezzetli aroması ve canlandırıcı etkileri onu hızla favori bir içecek haline getirdi ve kısa sürede tüm Avrupa’da kahvehaneler ortaya çıkmaya başladı. Zinde olan akıllar iş dünyasından asla uzaklaşmadı, burjuvazi çok geçmeden kahvenin ayıltıcı etkilerine övgüler yağdırdı ve bu da sarhoşları güvenilir işçilere dönüştürdü. Hollandalı ve İngiliz denizciler, kahve tohumlarını dünyanın her yerindeki kolonilerine ihraç ettiler. Daha sonralarında Türkler 1683’te Viyana kuşatmasını kırmak zorunda kaldıklarında arkalarında 500 çuval kahve bıraktılar. Girişimci bir Polonyalı işadamı, şehrin ilk kahvehanesini açmak için bu çekirdekleri kullandı. İçeceğin yayılmasına, kahve ağacı yetiştiriciliğinin büyümesi de eşlik etti. 17. yüzyılın sonlarında, seralarda kahve ağaçları yetiştirmek için başarılı çabalar gösterildi. Bu tohumlardan biri 1714 yılında Paris’teki Louis XIV’e hediye olarak gönderildi. Günümüzde bu tohumun milyonlarca kahve ağacının atası olduğu düşünülüyor.

GÜNÜMÜZE DOĞRU

20. yüzyılın başlarında Brezilya dünyanın en büyük üreticilerinden birisi haline geldi. Bugün üretiminin neredeyse tamamı Orta Amerika, Brezilya ve Güney Amerika’nın tropikal bölgelerinden geliyor. Dünyanın 1 / 3’ünden fazlasını üreten lider üretici Brezilya ile birlikte küresel üretimi yılda yaklaşık 150 milyon çuval civarında olduğun bilinmekte. Evde yapılabilme imkanı nihai olarak endüstriyel ürünlerle yer değiştirdi. 1901’de Japon Dr. Sartori Kato ilk çözünür toz halini sundu. 1938’de Nestlé şirketi, çözünür (granül) kahvenin ticari pazarlamasının temelini attı. Kahveye olan talep, bu sıcak içeceği petrol ürünlerinden sonra en önemli ticareti yapılan emtia haline getirdi. Bu eğilime, aşırı üretim, fazla stokların yakılması, çöken fiyatlar, dünya ekonomik krizi, iki dünya savaşı sırasında azalan tüketim ve kahve fiyatlarını istikrara kavuşturmak için dünyada anlaşmaların oluşturulmasına eşlik etti. İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden sonra Almanya’da kahve, ekonomik yeniden yapılanmanın ve ekonomik mucizenin sembolü olarak görev aldı.